4 Ocak 2010 Pazartesi

Perfspot.com - lale danielsson - Profile

Perfspot.com - lale danielsson - Profile
DORİAN GRAY'İN PORTRESİ
1891'de ilk basıldığında ahlaksızlığı yücelttiği gerekçesiyle büyük tepki çeken romanın baş kişileri olan Lord Henry ile Dorian'ın karşılıklı etkileşimleri, Dorian'ın kendini giderek kötüye, şeytani olana, hazcılığa adaması kitabın eksenini oluşturuyor.
"Keşke tersi olabilseydi! Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! Bunun için... bunun için her şeyi verirdim!.Ruhumu bile satardım bu uğurda" diyen son derece saf ve yakışıklı Dorian'ın trajedik değişimi böyle başlar. Bu isteği yerine gelen, zamanın ezici gücüne bu istekle karşı koyan Dorian’ın yaşadığı sefil hayatın tüm çirkinliği . kendi yüzüne değil, resimdeki yüzüne yansımaktadır.
Lord Henry'nin etkisiyle kötülüğün ve zevkin çekimine kapılan, dünyada gençlik ve güzellikten önemli bir şey olmadığına inanan Dorian için heyecan, kötülükte ve günahtadır; iyilik ve erdemse sıkıcıdır, edilgendir. İyiliği temsil eden Basil'in Dorian'a duyduğu saf tutkuda eşcinsellik öğeleri açıkça hissedilir. Dorian'ın büyük sırrını, portredeki değişimi gören yalnızca Basil olur.
Portreye odaklanan, sonsuz gençlik karşısında ruhunu satan ve ruhunun ölmüş olmasından korkan Dorian için kurtuluş ne yazık ki artık yoktur. İşlediği günahların ağırlığı karşısında zaman tersine işlemeye başlar. Sonsuz gençlik rüyasının bedelini ruhu karşılığında ödediğini fark edemeyen, Dorian Gray’in günahları , iyiliğin ve erdemin dokunulmazlığında daha da büyür.
“ Dorian Gray'in Portresi” düşünce ile görünümün sonsuz bir çatışma içinde oluşunun melodramıdır. Romanın daha başında "İnsanlar bazen güzelliğin yalnızca yüzeysel olduğunu söylerler. Bu böyle olabilir ama en azından düşünceler kadar yüzeysel değildir." cümlesiyle karşılaşırız. Ve düşünce ile görünümün zihin yıkıcı mücadelesi sayfalar çevrildikçe derinleşerek ölümcül bir hal alır.
Oscar Wilde’ın içinde yaşadığı çağlardaki ahlaki yozlaşmayı ustalıkla anlatması, , dönemin soylularının, yüksek zevk sahibi aydınlarının, süslü leydilerinin çelişkili dünyalarını acımasızca eleştirmesi, insan doğasındaki çarpıklıkları gözler önüne sermesi, romanın geçen zamana rağmen neden hala güncelliğini kaybetmediğini ispatlıyor.
Oscar Wilde'ın dediği gibi,Dorian Gray’in yaptığı her kötülüğe karşı bahşedilen sonsuz gençlik rüyasında, acaba herkes kendi günahını mı görecektir? Kilitli kapılar arkasına bırakılan gerçek yüzlerimiz, arzu ettiğimiz şeyleri elde etmek uğruna işlediğimiz günahlar gün gelip ruhumuzu tırmalayacak mıdır?
Sonsuz gençlik dileyen Dorian’ın gün geçtikçe biraz daha çirkinleşen portresine karşı hissettiği nefret, içimizdeki çelişkileri biraz daha anlaşılır kılıyor. Zıtlıkları içinde barındıran insanoğlunun , gerçekleri ne olursa olsun kabullenememesi , kendi kendisiyle yüzleşmesini de neredeyse imkansız hale getiriyor.
Çözüm aramak yerine çözümsüzlüğe odaklanmak, denge kurmak yerine zaaflarımızın kurbanı olmak, mutluluk ararken mutsuzluğa davetiye çıkarmak, çelişkili doğamızın ikilemi değil midir?
Tuhaf bir değişimin, ezici günahlarını üstlenen Dorian Gray’in huzursuz ruh dünyasının bedellerini , ebedi bir mutsuzlukla ödemesi sizlere de çok tanıdık gelmiyor mu?
Günün Sözü: Hiçbir sorunla karşılaşmadığınız gün, yanlış yolda olduğunuzdan emin olabilirsiniz….
Swami Vivekananda


Tülay Sözeri

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder